Ölü Şiir
Yağmurlar bu şehri terk etti edeli;eşkiyâlar oturuyor buralardave ben,ilk yangından bu yana yalnızım.Hiç bir şey orjinal değil,her gün yeni kanûnlar,yeni yasalarçıkıyor meclis fabrikasından.Mahkemeler desen,kadın haklarından geçilmiyor,zürriyeti yok oluyor Adem’inöksüz çocuk kokuları ile tütüyor çoğu bacalar,insanlığı arıyoruz,insan olmayan bakışlarda.Bize okuyun diyor kitapsızlar,ve ibadet edin diyor imansızlar.Artık renkli gül bulmakta mümkün,çiçekleri bile boyuyorlar,öyle ki;kadınlar boya kutusu,adamlar yürüyen şehvet.Geçenlerde saçları sarı bir kadın gördüm;meğer sahteymiş...yalanmış meğerYine hayal kırıklığı...
***
Dün bir tarla kuşu ile arkadaş olmuştum;Bugün de derdimi Annemin fotoğrafına anlattım.Ah! Annem...Annem ki, Havva.Annem ki,Kalbi Meryem.Annem ki,Züleyha.Annem ki,beyaz bir kadındır...Babam...Dağ gibidir benim Babam!O,olmasa nasıl düşünürdümnasıl yazardım bütün bunları...Şimdi yamaçlarından sesleniyorum;duy bunları "seni seviyorum Baba;seni seviyorum!"Çıktım biraz yürüdüm;tozlu yol kenarlarındave şimdi bunları yazıyorum...Sıcak bir çift avuç yoksaeller neye yarar diyorum,Neye yarar...Tabakamdan tütün çıkarıp sardımKarım geldi aklıma,saçları mavi.Sonra oğlum...Soyumun direği.Kızım; o,ki bir gelincik gibi büyür ufukta,o,ki geceye gülümseyen ışık.Bir cigara daha sardımşaşırdım sustum ve ağladım.Sonbahardan mı yoksa yaşamaktan mı;bilmiyorum ama,işte ben her sonbaharböyle ölü şiirler yazarım,yazarım da,bir zaman sonra yıkar toprağa koyarım.
***
Sonbahar işte...Alıp başımı gitmek isterim atsız,arabasız,başını okşatmak için acıların,unutup;Güneşte kuruttuğum nanelerive balkona astığım yorgun çamaşırları,Alıp başımı gitmek isterim atsız,arabasız.Çünki uzaklar bana gelmez, ben uzaklara giderim.Sonra bir şiir ararım, yaşayanve duyarım ki memleketim ölmüş,ülkemle yasına giderim,kalın kazaklar örerim mezarına,korku bu;üşüyen kışlar da varmış,hüzün bu; bir cigara daha sararım,hiç gitmemişler gelir aklıma,sonra o kuş gelir;biraz gök,biraz bulut alırmısın?yağmur içermisin der...Sonbahar işte;işte ben her sonbaharböyle ölü şiirler yazarımyazarım da,bir zaman sonra yıkar toprağa koyarım...
***
ilk saçlarıma dokunduğundave öptüğünde anlarım rüzgârların iyi niyyetini,Tam da,ikindi vakti idibir uçurtma buldum aylak,efendi bir çocuk aradı gözlerim;bom boştu mahâlle...Güneş terk edişleri oynuyordu,Gün git gide kumrallaşırkenüç eşkiyâ gördüm;elinde üç ekmekbir adamı dövüyorlardı...Belli ki, evli idi.Bir karısı bir de çocuğu vardı...Öldüm orada ben,öldüm...Nereye gömüldüm bilmiyorum.Hayat dedikleri bumuydu ve yaşamak...Su kustum, gözlerim kan,sonra terk edilen bütün denizlerin Annesini gördüm;Burada güvercin uçmaz dedi,zeytin dalı da yok uzatacak,ister kabul et,ister etme ama,adamlar elastik,kadınlar mukavvadanben kaç zamandır böyle şirk koşuyorum,insanım diyenlerin yürümeye mecali yok.Ağır sustalı olmalı ,söz dediğinderin, çok derin iz bırakmalı.Küfür edeceksen alışılmış olsun,çünki insanlar çok kafiyeli.Bütün bunlar hasmın nefreti mi sanki?ve bir rüya bile değil uyanıpta hâyra yorulan.Sonbahardan mıdır nedir,bilmiyorum ama,işte ben her sonbaharböyle ölü şiirler yazarımyazarım da,bir zaman sonra yıkar toprağa koyarım.Çok oldu bir dereye baş önde gitmeyeli,Ulu çamlara,köknarlara karşı,Çok oldu bir sabah uyanıp bir bahçe dinlemeyeliYaşıyorum diyebilmek göğüs dolusu,Ben de bir otuyum diyebilmek bu toprağın.işte ben her sonbaharşiirlerimin arasına sarıp tütünübir yokluğu içerdim...ağaçlar kuş gibi gülerdi...
[embed]http://www.youtube.com/watch?v=Uj87Bis2NhI[/embed]
Kadirhan TÜRKOĞLU