her aşk ölüm kadar özgürdür
her aşk ölüm kadar özgürdür bu gece balıkçı kasabasının çamurlu sokaklarında uyudum koyun koyuna karanlığın iç sızlatan günahkar göğsüne başımı yaslayıp kan oturtup buz…
siir.gumushaneliler.net
15.03.1963 Bayburt dünyaya geldim. İlk orta lise tahsilini Bayburt'ta yaptım. 1982 yılında Uludağ Üniversitesi İİBF de lisans öğrenimini 1986 yılında tamamladım kısa bir süre Sümerbank müfeteftis yardımcılığı, daha sonra özel sektörde mali müşavirlik yaptım. 1988 yılında İstanbul Sultanbeyli ilçesinde ticarete başladım. Çeşitli STK karda yönetiminde bulundum. Halen Sultanbeyli'de ikamet etmekteyim. Emekliyim.
Önce yakın tarihte eklenen şiirlere bakın.
her aşk ölüm kadar özgürdür bu gece balıkçı kasabasının çamurlu sokaklarında uyudum koyun koyuna karanlığın iç sızlatan günahkar göğsüne başımı yaslayıp kan oturtup buz…
avuçlarım kekremsi göz yaşı kokar biricik bak uzun düşüyor gölgeler balıkçı kasabasının çıkmaz dar sokaklarına birazdan güneşi alnından öpüp gömeceğim kara derili denizin göğsüne…
o son şiirin mısraları duymalıydın... görmeliydin deliler gibi kumsala adını adımın yanına yazdığımı yüzüme asırlık çerden çöpten sevinçler iliştirip bağıra çağıra şarkılar söylediğimi görmeliydin...…
elais XXIII son sağnak sonrası camdaki iz yağmur lekesi... düşlerim uçsuz bucaksız çölere savrulmuş kana kana içtiğim acılarımın silinmiş ayak izi avuçlarımın konuğu dudaklarıma…
güz yanığı göz yaşlarıma hiç dokundun mu... iyi bak bu balıkçı kasabasını silüetine düşmüş ikimize sen giderken içimde kopan kıyametin sessiz çığlıklarını duydun mu...…
şairliğim utanır da şiirden... gün gelir tırnak içinde bir dip not düşülür tek bir cümle... bu balıkçı kasabadan dönüşü olmayan bir göç başlar önce…
Bu şaire ait bütün şiirler ilk eklenenlerden başlayarak listelenir.
bitti aşka dair sözlerim... gözlerim buz yeşili kesmiş eylül şafağı ömrüm üşür sol yanıma sığınmış kara kış misali şakaklarıma senli bahar sevinçleri değmeyeli... sevgiyi…
aşk yakışmış kadın çok özledim seni duyuyor musun sessiz çığlıklar gömüyorum batan gününün ardından kan tüküren geceye salasız helalsiz... bahar kokan şu koca dağın…
şimdi iki sessiz harften ibaret kısa bir öyküyüz sıkıca yumdum gözlerimi uzaklara uzayıp giden ıssız raylar gibiyim hadi geçip git kara tren misali bu…
elais XXIII elais efsunlu binbir gece masaldır aşk güneşin kavurduğu çöllerde bir damla ıssız göz yaşıdır... hem vardır hem yoktur deseler de bir varmış…
kan revan kelimelerle şiirler yazılmıyor bak bu şiirde sana sakın ağlama... gece kuşanmış gözlerine ıslak yıldızlar asıp da ağıtlar yakma bir şey söyle acı…
şairliğim utanır da şiirden... gün gelir tırnak içinde bir dip not düşülür tek bir cümle... bu balıkçı kasabadan dönüşü olmayan bir göç başlar önce…
güz yanığı göz yaşlarıma hiç dokundun mu... iyi bak bu balıkçı kasabasını silüetine düşmüş ikimize sen giderken içimde kopan kıyametin sessiz çığlıklarını duydun mu...…
elais XXIII son sağnak sonrası camdaki iz yağmur lekesi... düşlerim uçsuz bucaksız çölere savrulmuş kana kana içtiğim acılarımın silinmiş ayak izi avuçlarımın konuğu dudaklarıma…
o son şiirin mısraları duymalıydın... görmeliydin deliler gibi kumsala adını adımın yanına yazdığımı yüzüme asırlık çerden çöpten sevinçler iliştirip bağıra çağıra şarkılar söylediğimi görmeliydin...…
avuçlarım kekremsi göz yaşı kokar biricik bak uzun düşüyor gölgeler balıkçı kasabasının çıkmaz dar sokaklarına birazdan güneşi alnından öpüp gömeceğim kara derili denizin göğsüne…
her aşk ölüm kadar özgürdür bu gece balıkçı kasabasının çamurlu sokaklarında uyudum koyun koyuna karanlığın iç sızlatan günahkar göğsüne başımı yaslayıp kan oturtup buz…
Benzer üretim yoğunluğundaki başka şairlere hızlı geçin.