Bugün günlerden çarşamba...perşembe’ye az kaldı,bir kedi gördüm sokakta,kendi gölgesini kovalayan,ya da oynayan,Üstelik yağmur yağıyor;saat altı buçuk,Hoca ezanı beş dakika önce okudu,itler ürüyordu ezan sesine,camii’de ki saf sayısı bir merakAllah kabul etsin!birini gördüm koşarayak küfrediyorduve bir-iki tane serseri ıslık çalıyor.Ezan’a da saygı kalmadı.Hücrelerimi saymaya başladım,kimya mı sorguladım,kilitleyip benliğimi fikrimeuzandım bahçeyeve dedim ki; ben yeryüzündeyimen şerefli,en şerefsiz bile bir insanfarkımı aradım,farkıma baktım,ve dedim ki;insanlar birer tanrı,insanları tanrılaştıranlar da insan.Ben,hiç kimseye rastlamadım ki ruhuna seslensin,Ama ben kalbimle konuşabiliyorum;şimdi o’nu dinliyorum;yağmur gibi,su gibidedim ki;susuzluk bir çöl,yanmak denen cehennem,tanrı/lar diye bir şey yok,insanlar yalan,dünya yalan,Esas olan hakikat bir olan ALLAH!Cennet denen ise bu düşüncem...
***
Bugün çok yorgunum nedense, bugün çok kırılmış,Nerede kırıldım,nerede budandım ben?Nefesime sarıldım…Babamı aradım,özlemiştim oysa,Savaşlardan bahsetti,kuraklıktanAnnem’in romatizmaları artmış,Kaldırımlar üçüncü kez sökülmüş,Kimi görsem devlet işi,masa başı memur atanma bekleyen,Bizim evin bacasını kim yapacak bilmiyorumKomşu kızı, evli bir adama kaçmış,Kendi karısı tarafından rehin tutulan adam kurtulmuş,Mahallenin delisi birden akıllanmışbelli ki o’da çok yorgun o’da çok kırılmışdedim ki; bir ülke,bir halk düşleyelim Baba;benim dalım budanmış,ben yapraksızımGün ta kızıllığında darılmıştır geceye,saat çok geç artık güneş de batmış,Çıplaktır zaten gece,Karanlık dediğin bir kefene sarılışıdır günün,gel,bu akşam gölgene sarılıp uyuyalım...
***
Öyle bir hâl var ki üstümde anlatamam,tam benlik anlar işte .Annem ile konuşamadım,sevgilim onun yarısı,Babam’dan sonra sevgilimi aradım,sımsıcak bir çay demlemiştim,muhabbete sarılır kendi sesimizde mutlu oluruz dedim,ihtiyacım vardı o, demlerearadım...Sesi geliyordu; yüzüne maske yapmış konuşamazmışTelefon da, baldız baldan tatlıdır diyordu baldız,Acıyı çok kaçırmış belli ki,Dedim; çocuk dolu sokaklara çık,kendini gözetle perdelerin ardından,bir kere de eteğini başın ile ört,Göreyim o elmas gibi parlayan namus nakışlarınıama acı,ama,tatlısözlerim ki,ölüm-kalım vermiş savaşlardan kalma,ben bir bardak su için ölürüm,ki zaten ölürüm,ben,böyleyim;kendi tenimden beslenirim,soğuktur benim terim,ben,hep karanlıkta yol alırım,hem sen nerede gördün? ayın kendi ışığını gördüğünü...
***
Öyle bir yerdeyim ki;neresinden çeksem de ipe-sapa gelse yalnızlığım,kirpiklerimde soluklanıyor bakışlarım,Kader olamaz bu prangayı vuran,bu bir kaçış ise umuda,bu kara giysileri çıkarmalıyım yollardan,ne varsa atmalıyım üzerinden dağların,soyunsun,soyunmalı her şey!görelim kim ak,kim karaama oyuncak bebeklere dokunmayalım!ne de olsa cânsız onlaronların kalbi onlarla düş edinenindir,insan düşünerek bile tecavüz edebilir,fikrini gusl ettirmeli bir dünya insanın,sahte ölüm yok ama,sahte hayatlar varo’nu iyi biliyorum,örs’üme kanayıp,demir dövmek geliyor içimden,ve sonra üzerime karanfil atasım,sonra dedim ki;her şeyin bir şekli varSoğuk sıcakta titrer,sıcak soğukta,ne de olsa bir gören var,bir bilenderdim de haklıdır tasam da,Karanlık, aydınlıkAydınlık belki karanlıktırne de olsa bir gören var,bir bilen...
Kadirhan TÜRKOĞLU
[embed]http://www.youtube.com/watch?v=LnsRuXuqwRc[/embed]