Gece sabaha sancılanıpdoğururken güneşi kör seherlerde,varlığın bir çiğ damlası gibi düşer içime.Akşam imbatıyla kaybolan hayalin,sensizliği batırır hıçkıran gecelerime…
Ölüm değil ki bizi ayıran Serçem.Ecele yürüyen bir ömrün, ölümsüz şehrinde.Gözyaşlarım üşüyüp, tadında uyuştuğum,adınla tutuşan sensizliğin zor vakitlerinde.Tünediğin filizlere ayaz gülümsemez artık...
Bir fırtına ardında kalan yaşam savaşı gibi,Hayat denen bu yolun sakin yolcularıyız…Sessiz kavgalar ve kayıp yetimler gibi,arayışların son halkasıyız…
Sihri bozulmasın diye hep sustuk, hep sabrettik.Hasreti ahengi bozulmayan nidalarımıza yükledik.Daha çok mutlu olalım diye, kin güttük herkesçiliğe.Zehri hep içimize akıttık…
Sen bensiz ben de sensiz ne fark eder kiGüller açmalıydı şimdi gönlümde seni düşlerkenÜç beş damla da olsa yağmur yağmalıydıEllerimiz pencerelerde olmalıydıDökülen her yapraktan sonra yeşermeliydikBeklemeli, bekletmeli, sevmeli sevilmeliÖlmeli öldürmeliydik gölgemize gömmeliydik hüzünleri
Biliyor musun her şeyi sana daha çok yakıştırıyorumAdımlarına konan kuşları ve geçtiğin yerlerdeki bahtiyar aşıklarıGözyaşlarınla susuz şehirleri, papatyaları gelincikleriHer şeyi daha çok hak ediyorsun…Her şeyin güzeli hep senle olmalı .Öyle de son bulmalı yaşamGözlerin kadar güzel olmalıVe kahve renkli olmalı muhabbet-’i yeryüzü
Senki beşinci mevsim’imVarlığın hazinemSuskunluğun cevaplarımSen bensiz ben de sensiz olamayız kiBen kimseyi senin yerine koyamam kiBen senden başkasını sevemem ki…
(Uzak Şiirler) İstânbulKadirhan TÜRKOĞLU