Ne Çıkar
Ne Çıkar. Böyle mi esecekti şu azgın fırtınalar, dalgalar sahillerin saçlarını yolarken? Güzeldi, düşününce duvardaki aynalar, hicran dolu geceye seni anıp ağlarken… Yüzümü okşayan…
siir.gumushaneliler.net
Arşivdeki şiirleri başlığa göre gezin, harfle filtreleyin ve istediğiniz şiire rahatça ulaşın.
Ne Çıkar. Böyle mi esecekti şu azgın fırtınalar, dalgalar sahillerin saçlarını yolarken? Güzeldi, düşününce duvardaki aynalar, hicran dolu geceye seni anıp ağlarken… Yüzümü okşayan…
Bu nasihat kara taşa yazılmıştır! Çöplükte eşenenen kara karga Bülbülün, güle niçin yandığını bilmez Maşuğunun dudağının ateşiyle yanmayan Cehennem narını bilmez Her çobanın güttüğü…
Nöbet Tutarız nöbetini, biz hayatın, Bal gibidir acısı bu nöbetin. Hayat hem hoştur, hem de çetin, Gönüllü nöbete, sürülmüşüz biz. Ebedi sürse, bitmese bu…
Ne Güzel İnsanoğlu üretiyor, ne güzel, Kimi şarkı söyler, kimi gazel. Bana da ilham veren, ah o güzel, Sarışın mı, esmer mi, kumral mıdır?…
NASIR ELLERE DÜŞTÜ Güneşin rengi altın, ayın rengi gümüştü Güneşi bulut sardı, hüznü tüllere düştü. Naz nedir bilmeyince bülbüllerin fıtratı, Feryadı bülbüllere, nazı güllere…
Nasır Ellere Düştü. Güneşin rengi altın, ayın rengi gümüştü, güneşi bulut sardı, hüznü tüllere düştü. Naz nedir bilmeyince bülbüllerin fıtratı, feryadı bülbüllere, nazı güllere…
Gitmeyi düşünmek niye dedin ya; Mutsuzum. Pulsuz bir mektup gibi, boşunayım,anlamsızım aşksızım. Ben öyle milyarlarca saat bekleyemem ama arşınladığım yollar, ve karışacağım renkler var…
NAMAZA Gaflet ile geçen şu hayatının Azgınca şahlanan hissiyatımın Binicisiz kalmış gönül atımın Süvarisi sen ol zapteyle beni. Zalim karşısında susan sesimin Hevesi peşinde…
Sevmiştim seni ben Hiç kimsenin sevemiyeceği kadar Olmuştum mutlu Yaşamın güzelliğine inanmıştım Ama bu mutluluk cefayıda getirdi İnsanlar,zaman,yaşantı düşman oldu Seni gören gözlerim kör…
Neden Ayrılık. Sevmiştim seni ben, hiç kimsenin sevemeyeceği kadar. Olmuştum mutlu, yaşamın güzelliğine inanmıştım. Ama bu mutluluk cefayı da getirdi, insanlar, zaman, yaşantı düşman…
Neden dargınsın sorsam sana Ne cevap verirsin Belki insanlara Belki dünyaya Belkide sana dargınım dersin Evet haklısın Bende dargınım Ama neye bende bilmiyorum Dünyayamı…
Neye Dargınsın. Neden dargınsın, sorsam sana, ne cevap verirsin? Belki insanlara, belki dünyaya, belki de sana dargınım dersin. Evet, haklısın, ben de dargınım, ama…
Ne ötersin garip bülbül viran olmuş bu yerde Feryadın dinmez sen ağlarsın benim ile bu çölde Öten bülbül benim derdim bana yeter Gam ile…
Dinle beni oğul kalsan da darda Namerdin aşına uzanmayasın Varlığı arama var belki darda Sakın ha mazluma dokunmayasın Sözünü bilmeyen, asi özüne Donacağın bilsen…
Bir mevsim boşluğunda sarardı umutlarım. Ciğer yandı geceden, doğan günü neyleyim? Gül teninin meftunu kime düşse nazarım. Vuslatına ermeden, doğan günü neyleyim? Şehir yanmış…
Bazı kula,gelir ağır Gözde perde,kulak sağır Hak yoluna,hakça çağır Müslümanın,gözü namaz Şükretmeli,her bir aza Ölüm kader,ölmek kaza Çekilir kul, neden naza Müslümanın,özü namaz El…
Gecenin bir yarısı... Bizim evin yola bakan yerdeyim, bana en çok baktigin yer vardı ya oradayım işte, Hemen tepemde ki kumruların sesi çıldırtıyor beni!…
İlk solundan duyulur bülbül’ün sesi; O,esrarengiz bahçelerin gülüdür, onun dalında atışır serçeler, İki güzel kanadı vardır onun, anlatmaya kalksam bir şiir, yerle gök arası!…
İlk solundan duyulur bülbülün sesi; O, esrarengiz bahçelerin gülüdür, onun dalında atışır serçeler. İki güzel kanadı vardır onun. Anlatmaya kalksam bir şiir, yerle gök…
Nedir başımda bu sevda nedir İki el etti isen gelim/ölim mi güzel Hoyrat gülüşlerin, sebebi nedir Oynak edalarına, kanim mi güzel(işvene,edana) Kaşların yaydır, gözlerine…
Nedir başımda bu sevda, nedir? İki el etti isen geleyim mi güzel? Hoyrat gülüşlerin sebebi nedir? Oynak edalarına kanayım mı güzel? Kaşların yaydır, gözlerine…
Ne kasvetli havadır, esmiyor bir an Dağlar dönmüyor sanki ne Garip Perişan, ğurtlar eylemiş viran Guzular ötmüyor olmuş ne Garip Çoban göçmüş sersefil ağlayan…
Ne kasvetli havadır, esmiyor bir an, Dağlar dönmüyor sanki ne Garip, Perişan, ğurtlar eylemiş viran, Guzular ötmüyor olmuş ne Garip. Çoban göçmüş sersefil ağlayan,…
Gece oldu, şehrin sokakları ıssız Meyhane önlerinde naralar, namussuz Meze olmadan çalınan sazlar, umutsuz Beni benden daha bilen bir telim kaldı Bir ele sarıldım…