ORKUN YILDIRIM ( Akrostiş şiir )
Orta asyadan gelir soyum, kayı'dır boy'um. Razı olmaz prangaya , özgürlük huyum. Kurt'unun boz olduğu Ergenekon'un. Unutulan Tarihini yazmaya geldim. Niyaz'ım TURAN'ı Kurmaya geldim...…
siir.gumushaneliler.net
Gümüşhane nin tanınmış simalarından Dişçi Osman Yıldırım ın ve ressam Perihan hanımın sekiz çocuğundan biri olarak 1959 yılında Gümüşhane'nin merkez Karaer Mahallesinde dünyaya geldi. Lise ikinci sınıfa kadar Gümüşhane lisesinde okuyarak, Bayburt lisesinden mezun oldu.1985 ,1995 yılları arasında profesyonel olarak müzik hayatının yanında çeşitli kamu kuruluşlarında yöneticilik yaptıktan sonra istifa ederek , kendisininde ortak olduğu sanayi şirketinde çalışma hayatını noktaladı. Halen A2 teker, motosiklet dergisi ve EGE YOLCU Aktüel kültür sanat dergilerinde düzenli olarak makale ve ropörtajları yayınlanmaktadır. Aynı zamanda bir fotoğraf ve motosiklet tutkunu olan şair emekli olduktan sonra güzel ülkemizi motosikletiyle karış karış gezerek çektiği fotoğraf ve yazdığı makalelerle toplumun kültür hayatına katkıda bulunmaya devam etmektedir..
Önce yakın tarihte eklenen şiirlere bakın.
Orta asyadan gelir soyum, kayı'dır boy'um. Razı olmaz prangaya , özgürlük huyum. Kurt'unun boz olduğu Ergenekon'un. Unutulan Tarihini yazmaya geldim. Niyaz'ım TURAN'ı Kurmaya geldim...…
Yıllar sonra karşılaşırsak bir gün, sus...! Sus'ki kelimelerin kifayetsizliği son bulsun.. Çatık kaşlarının gölgesinde, Girdabına düştüğüm gözlerin konuşsun...!
Ne zaman dokunsam pianomun tuşlarına, Seni söylüyor çınlayan her nota. Ne zaman paletten aktarsam tual'e Seni andırıyor,her renk,her boya. İşte alınca kalemi bu yorgun…
Yalnızlığın girdabında düşünürken yine seni, Dost oluverdi bana dalgaları sakin sesi; Ufkun karanlığında görürken gözlerim hayalini, Bırakıverdi hayalin,doğcak güne yerini..! Sen hep böyle erken…
Ne zaman dokunsam pianomun tuşlarına , Seni söylüyor çınlayan her nota. Ne zaman paletten aktarsam tual'e Seni andırıyor her renk,her boya. İşte alınca kalemi…
Sakın atma...! Vazonda solan güller gibi,bu mısralarıda.. Tanrıma düşmesin diye ,Yalvardığım aklar, Düşünce bir gün o ipek saçlarına, Belki medet ararsın,bu sen kokan satırlarda...…
Bu şaire ait bütün şiirler ilk eklenenlerden başlayarak listelenir.
Bir zamanlar koynumda ne gümüşler buldular, Canca mahallesinde darphaneler kurdular, Osmanlı devletine gümüş akçe bastılar, Onun için adımı GÜMÜŞHANE koydular..
Ergenekon da adı BOZKURT tu. Anadoluda MUSTAFA KEMAL ; Düştü milletinin önüne , dedi ; Ya ölüm ,ya istiklal...! Conk bayırı Arıburnu Sakarya Dumlupınar,…
Bana yaptım yapacağımı seni sevmekle, Peki sana ne yaptım sevdiğim söyle..! Kestim artık umudu seni görmekten, Bari rüyalarımda olbenimle...!
Ve, Uyanıverdim ki birden , Biraz uyuyum derken , Tam ; 26 senem gitmiş elimden. Doldurmuş yelkenleri zaman; Önümde sonsuz umman.. Hani, nerde benim…
Kim bilir kaç biçare sarhoş, Geçince aydınlattığın yerden; Bakmışsın dır, bükük boynunla peşinden. Ya, aşıklar el ele geçince önünden. Kim bilir neler söylemişsindir içinden..…
Git...! süzül boğazın serin rüzgarlarında . Bir kanadında Anadolu olsun , Diğerinde avrupa..! Payıtahtı alsanda kanatlarının altına, Seni bekleyen olduğunu , sakın unutma..
Yanayım, bir tütün gibi yanayım. İstersen sigaranın dumanı olayım. Çek beni nefesinle içine ..! Ruhunun derinliklerinde kaybolayım...
Ölemez dağında, Sevilenler ölmez dediler..! Sitemim sana sevdiğim, Beni; ölemez dağında öldürdüler..!
Hayat dediğin nedir ki..! Bir gün gülmek,günlerce ağlamak; Acımı tatlımı,bilmediğin bir son için, Zamanla yarışmak...!
Yıllar sonra karşılaşırsak bir gün sus...! Sus'ki kelimelerin kifayetsizliği son bulsun.. Çatık kaşlarının gölgesinde, Girdabına düştüğüm gözlerin konuşsun..!
Sakın atma...! Vazonda solan güller gibi,bu mısralarıda.. Tanrıma düşmesin diye ,Yalvardığım aklar, Düşünce bir gün o ipek saçlarına, Belki medet ararsın,bu sen kokan satırlarda...…
Ne zaman dokunsam pianomun tuşlarına , Seni söylüyor çınlayan her nota. Ne zaman paletten aktarsam tual'e Seni andırıyor her renk,her boya. İşte alınca kalemi…
Yalnızlığın girdabında düşünürken yine seni, Dost oluverdi bana dalgaları sakin sesi; Ufkun karanlığında görürken gözlerim hayalini, Bırakıverdi hayalin,doğcak güne yerini..! Sen hep böyle erken…
Ne zaman dokunsam pianomun tuşlarına, Seni söylüyor çınlayan her nota. Ne zaman paletten aktarsam tual'e Seni andırıyor,her renk,her boya. İşte alınca kalemi bu yorgun…
Yıllar sonra karşılaşırsak bir gün, sus...! Sus'ki kelimelerin kifayetsizliği son bulsun.. Çatık kaşlarının gölgesinde, Girdabına düştüğüm gözlerin konuşsun...!
Benzer üretim yoğunluğundaki başka şairlere hızlı geçin.