Ben Bayram Ali
1946 SenesininAğustos’undaHarşit Vadisinin yamacındaki bir köyde doğmuşum.Şanlı zaferin yirmi dördüncü yılına bir gün kalaBir bayram sabahında…Bu nedenle Bayram Ali koymuşlar adımı..
Yaylalardan yeni dönmüş göçler,Harman zamanı;Bizim oralarda güz başlarında yapılırdı harman..Gece ile gündüz birbirine karışırdı,Nefes aldırmazdı vadiye çöken 'Sarı sıcak'Ağustos böceklerinden dinledimNinni seslerinden önce ilk ezgileri…Annemin vakti olmamıştı hiçBaş ucumda ninni söylemeye…
Kore Harbi çıktığındaİlkokula yeni başlamıştım,Birkaç köy için yapılanUzaklardaki bir okulda…İlkin Atatürk’ü tanıdım,Yüceliğinin unutulmazlığında…İlk üzüldüğüm ölüm haberiDayım Yanık Hasan’ınKore’de şehit düştüğüne dair haberdi.
Dedemden,Rusya’da yedi yıl yaşadığı tutsaklık anılarını dinledimYıllarca…“Kafkasya Dağlarında çiçekler açar,Altın güneş orda sırmalar saçarKader böyle imiş ey garip ana,Canım feda olsun şanlı vatana…”………Ninem rahmetliden,Seferberlik yıllarını, Rus işgalini,Yokluğu, yoksulluğu,Nice kahramanlıkları,Ve yaşanan ihanetleriAcıları, hüzünleri dinleyerek büyüdüm.
Kuvay-ı Milliye kahramanlarını tanıdımBir dağ gibi dimdik ve onurluydular…Kurtuluş Savaşının kahraman gazilerininDestanlarını dinlerkenGeçmişi onlarla yaşadığımı hissettim…
Ozan oldum çocukluk yıllarımda,Hep destanlarını yazdım şanlı ecdadınSonra ihaneti anlattım şiirlerimde.Kazasız belasız atlattımOn iki Martı,Yaşamda kalmayı da başardımDerken,On iki Eylülü yaşadık,Kanlı bir oyunun ardından…Tüm şiirlerimi yaktım!Ve Uyutulduk yıllarcaÜzerimize serpilen ölü toprağının altında…
Tekrar ozanlığa başladımKırkıma merdiven dayarken...Deli eder divane eder insanıBu diyarın taşı toprağı…Şiirler yazdım sevgi,dostluk ve kardeşlik üzerine.Hiçbir zaman,“Eli kalemli, ağzı gemli”aydın olmadım..Ozan, ulusunun sesi olmalı…Yalaka,korkak, ve çıkarcı olmamalıCesurca dile getirmeliGördüklerini!Anlatmalı…!Anlatmalı…!Anlatmalı…!Milli kurtuluşa çağırmalıTek vücut, tek yürek tüm ulusu…!
Bayram Ali Bayram