Öğretmene mektup.Bir dünya kurmuştuk belki,Dört köşe bir oda içinde biz.En güzel anılarımızı orada yazmıştık defterlerimize.
Hayatta en hakiki mürşidin ilim ve fen olduğunu sizden öğrenmiştik ilk önce.Sıralarca dizilip, sürelerce sizi dinleyişimizde bir maksadımız vardı elbet. Biz bilmiyorduk belki… Adınızı pek söyleyemedim ama “öğretmenim” demek daha hoş geliyordu.Öğretmenim, garip şimdi “belki” dediğim maksatlarımızı yavaş yavaş anlamaya başladım belki.Öğretmenim dediğim sırdaşım, kimi zaman arkadaşım ve senelerce konuştuğum, yazdığım ya da okuduğum her yazıda, her adımımda var olduğumu anımsadığım öğretmenim…
Sizden öğrendim kitap okumayı, yazmayı sizden öğrendim. Sizden öğrendim işte belki dediğim maksatlarımı, yaşamayı… İlk önce okuduğum kitapla son yazdığım şiir arasında kalan zamanımda insan olmayı; Türk olup Türk yaşamayı, Atatürk olup hür yaşatmayı; gülmeyi, ağlamayı, belki yine evlat olmayı; öğrenmeyi ve öğretmeyi sizden öğrendim.Hayata en güzel objektiflerden bakıyorum. Bu arada objektif demeyi de öğrendim öğretmenim.Okuyabilme arzusuyla çıktığımız bu yolda, seçim haklarımızı saydığınız o günlerimizde hâlâ “belki” diye takıldığımız kelimecikleri öğrenmeye çalışmayı bıraktım artık.Elime bir kâğıt geçtiğinde karalamak, yırtmak yerine her boşluğuna bir harf yazmayı hevesle istemenin hangi belkilerimize ışık tutacağını sonradan öğrenecektik; işte öğrenebildik öğretmenim.
Okul yokuşunu çıkarken ardımızdan gelen yorgun nefesi yıllar sonra ensemde hissettiğimde gözlerimdeki ince bir ıslaklığın sebebini; ya da her zilin çalışında ısrarla cümlelerinizi bitirmeye çalışırken müsaade etmenizi beklemeden teneffüse çıkmaya çalışan öğrencilere umutsuzca bakarken gözlerinizde beliren ifadeyi; ve her seferinde yağmurda ıslanırken kafamın üstünde beliren şefkat unsuru şemsiyenizin, üzerime düşmesini engellediğiniz yağmur damlalarından birinin yıllar sonra üzerine düşeceği bir öğrenciye şemsiye tutabileceğimizi öğrendik.Ve yine yıllar sonra iki öğrencimle otururken kulağını çınlattığımız siz saygıdeğer öğretmenlerimizin, belkilerimizi ve maksatlarımızı bize öğrettiğinizi öğretmeyi öğrendik.Evet, okutmayı seçtim öğretmenim.Ta ki benim için de şiir yazan bir öğrencim oluncaya kadar,
Ta ki o şiiri yazacak bir öğrenci yetiştirinceye kadar…Temelini attığınız binayım ben,Özlemini kurduğumuz geleceğimiz benim.Cumhuriyeti kuran ellerden,
Yaşatacak ellere kadar elleriniz benim.Yaşamaya dair maksadım, sevincimdiniz belki.Ellerinizden öpüyorum öğretmenim,Ellerinizden öpüyorum.
Kerim Yılmazer.