Evreni'nin Biyografisi.
Yıllardan altmış beş, aylardan temmuz,anamlar tarlada ekin biçmişler,kimseler anama vermemiş omuz,doğacağım zaman işe gitmişler.
Tarlada tutunca doğum sancısı,yüreğine vurmuş yokluk acısı,yolda karşılamış Seher bacısı,ikisi beraber yola düşmüşler.
Oturup kalkarak varınca köye,acil haber salmış Hatça nineye,canla başla yardım etmiş bebeye,doğunca hep birden bayram etmişler.
Sevinmiş kardeşim, baba anası,olmuşum evimin gülü goncası,babamın var imiş Salih amcası,bu yüzden adıma Salih demişler.
O kadar sevgiden aldığım payla,dört yıl dost olmuşum güneşle ayla,altmış dokuz, yollar ayrı babayla,bu sebeple bize yetim demişler.
Yedi on iki yaş ilkokul çağı,çok istedim yüksek tahsil almayı,kader yine yetiştirdi tokmağı,nüfusta yaşımı küçük görmüşler.
Mal, davar peşinde günler geçirdim,at eşekle dağdan odun getirdim,bu ahvalle on sekize yetirdim,gurbetin yolunu reva görmüşler.
İstanbul, Zonguldak, Bolu, Konya'yı,Antalya, Mersin'i hem Ankara'yı,yirmi bir de eve koydum sunayı,teyzem torununu layık görmüşler.
Seksen dokuz yılı gittim askere,doksan bir yılında aldım tezkere,sevinçle neşeyle döndüm Söfkere,komşularım geçmiş olsun demişler.
Yirmi üç yaşımda doğdu Emre'miz,üç buçuk yıl sonra geldi Merve'miz,doksan dört yılında Sefa bebemiz,böylelikle bana baba demişler.
Doksan yedi köyden denkledik göçü,doksan dokuz yılı yılların güç'ü,annemi kaybettim, ağırdır yükü,bundan sonra bize öksüz demişler.
Acıyla kederle geçerken günler,"Üzülme be Salih, gör Mevla neyler,"Zeynep kızın belki gönlünü eyler,iki bin üç yılında yeter demişler.
İşte böylesine geçti yıllarım,elliye dayandı artık yaşlarım,çoğu beyazlaştı kırdır saçlarım,Evreni'ye şimdi şair demişler.