Beşyüz Derde Deva… ?
Beş yüz derde deva besin üretir,kimyayı geç, elifi bile bilmez.İşçi doğar, yaşar, ömrü bitirir,vefakârdır; işi bir çile bilmez.
Yeterince larva, yeterince mum,özenle işlenmiş ince ince mum.Koza, petek olur gerekince mum,yaptığı içgüdüsüyle bile bilmez.
Şaşsın âlimler kovandaki düzene,en az on bin canlının iş bölümüne.İçtenlikle uyarlar disipline,evrim teorisinde dile gelmez.
Anlatsa ne; baldaki kristalize,şüphe düşüyor bazen içimize.Ürettiği yiyecek bir mucize,dürüsttür, cesurdur, hiç hile bilmez.
Uçan fabrika küçük, narin yapı,ne mühendis var, ne işçi, ne kapı.Tek ona takılmıştır bal lakabı,tesadüfü asla vesile bilmez.
Huzur dolu yaşam mücadelesi,yarım gram bal yakar kilometresi.Âyetinde anlatır Nahl suresi,teori bu gerçeği sile bilmez.
Işık olup geçer sanki hektarı,bin beş yüz defa yapar bu tekrarı.Arayıp bulur sevdiği nektarı,her çiçek çiçektir; gül, lale bilmez.
O küçük vücutta o performansı,en doğal hâlidir havayla dansı.Teoriye vermez bir tespit şansı,teorisyen düşüne bile bilmez.
Ömrünce doğaya en çok yararlı,azimli, bilinçli, kesin kararlı…Sabırlı, uyumlu, hep istikrarlı,bereket, bolluktur, eksile bilmez.
Doğadaki şifa için aracı,tütsüden geliyor korkuyla acı.Savunmadır iğnesinde amacı,insanı sokmayı bir çile bilmez.
Ne ödül alırdı insan olsaydı,rakipsiz kalırdı insan olsaydı,belki şımarırdı insan olsaydı,yirmi milyon yıldır değişme bilmez.
Aslında yaptığı işlem çok basit,mayadır nektara enzimli asit.Çiçeğine göre bal çeşit çeşit,tadına bakmayı düşüne bilmez.
Kovanda örnektir sosyal hayatı,farklı mucize, petekte sanatı.Eşsizdir besinin kokusu, tadı,Orhan ne yazsa anlatabilmez.
Orhan Afacan.