İstankara
koparıp köklerindençarpsam o iki şehri birbirinebir şehir yapsam sana yenidenkondursam iki dudağının arasına...
Ulusta bir liman olsave gemiler yanaşsa...Hitit tanrılarına nispet, martıları yemlesekdinlesek o mehtabı kocatepe üstündenasma köprü Vâdiyle kandırsa halkı başkan adaylarıdeplasman sayılmasa Ankara Gücü-Cim Bom maçlarıiki şehri birden yaşasak sevgilim bu aşktaiki şehri islatsak gözyaşlarımızlaah ne hoş olurdu bir deiki “Maltepe’yi” üst üste getirebilmek o çarpışmada...
olmalı ama, olmalıAnkara kadar azimliİstanbul kadar ılımlı düşler kurmalıyız öncebilirim telefat olacaktır amaama...söyleriz mühendislereTopkapı Sarayına, Sultan Ahmet’e ve Kanlıca yoğurtlarınaEminönü’ne, Haliç’e ve minareli ufkundaki gün batımına dikkat ederlergel buyanaKızılay, Gençlik parkı ve kestane kebapçılar ilebizim Sincan’ın banliyö hattı kesinlikle zarar görmemeli bu iştengerisi kolay...
sırası ile öncekitaplara işleriz bu birleşmeyi, haritalaraçocuklara gösteririz yeni şehrimizisokak isimleri uydururuz yeni yenibizim evin orayı “Deniz geldi sokak”sizinkini de “Meclis caddesi” koyarızGüven Park’tan Aksaray’a dolmuş kaldırırSıhhiye’de balık ekmek yerizuyuruz sevgilim bu düşten uyanmamacasınave kimse aşktan bilmez bu birleşmeyi…kimisi Bolu dağı yüzünden derkimisi hızlı tren kazalarına bağlarkimide derin devletten bilir...
pek bir şeyler de değişmez hanibir iki atasözünden başkaartık her yol İstankara’ya çıkacakve İstankara’nın taşı toprağı altın olacaktırher şey muntazaman sevgilim her şey tamam
bir şey kurcalıyor yalnız kafamıtek bir şey... gülersin desemkoyduk her şeyi yerli yerine yaplakası kaç olacak bu İstankara’nın
Fahrettin Köseoğlu