Gümüşhane Şiir Sitemize hoşgeldiniz, 05 Temmuz 2022

Ve dedim ki;

 

Bugün günlerden çarşamba…
perşembe’ye az kaldı,
bir kedi gördüm sokakta,
kendi gölgesini kovalayan,
ya da oynayan,
Üstelik yağmur yağıyor;saat altı buçuk,
Hoca ezanı beş dakika önce okudu,
itler ürüyordu ezan sesine,
camii’de ki saf sayısı bir merak
Allah kabul etsin!
birini gördüm koşarayak küfrediyordu
ve bir-iki tane serseri ıslık çalıyor.
Ezan’a da saygı kalmadı.
Hücrelerimi saymaya başladım,
kimya mı sorguladım,
kilitleyip benliğimi fikrime
uzandım bahçeye
ve dedim ki; ben yeryüzündeyim
en şerefli,en şerefsiz bile bir insan
farkımı aradım,farkıma baktım,
ve dedim ki;insanlar birer tanrı,
insanları tanrılaştıranlar da insan.
Ben,hiç kimseye rastlamadım ki ruhuna seslensin,
Ama ben kalbimle konuşabiliyorum;
şimdi o’nu dinliyorum;yağmur gibi,su gibi
dedim ki;susuzluk bir çöl,yanmak denen cehennem,
tanrı/lar diye bir şey yok,insanlar yalan,dünya yalan,
Esas olan hakikat bir olan ALLAH!
Cennet denen ise bu düşüncem…

***

Bugün çok yorgunum nedense, bugün çok kırılmış,
Nerede kırıldım,nerede budandım ben?
Nefesime sarıldım…
Babamı aradım,özlemiştim oysa,
Savaşlardan bahsetti,kuraklıktan
Annem’in romatizmaları artmış,
Kaldırımlar üçüncü kez sökülmüş,
Kimi görsem devlet işi,
masa başı memur atanma bekleyen,
Bizim evin bacasını kim yapacak bilmiyorum
Komşu kızı, evli bir adama kaçmış,
Kendi karısı tarafından rehin tutulan adam kurtulmuş,
Mahallenin delisi birden akıllanmış
belli ki o’da çok yorgun o’da çok kırılmış
dedim ki; bir ülke,bir halk düşleyelim Baba;
benim dalım budanmış,ben yapraksızım
Gün ta kızıllığında darılmıştır geceye,
saat çok geç artık güneş de batmış,
Çıplaktır zaten gece,
Karanlık dediğin bir kefene sarılışıdır günün,
gel,bu akşam gölgene sarılıp uyuyalım…

***

Öyle bir hâl var ki üstümde anlatamam,
tam benlik anlar işte .
Annem ile konuşamadım,sevgilim onun yarısı,
Babam’dan sonra sevgilimi aradım,
sımsıcak bir çay demlemiştim,
muhabbete sarılır kendi sesimizde mutlu oluruz dedim,
ihtiyacım vardı o, demlere
aradım…
Sesi geliyordu; yüzüne maske yapmış konuşamazmış
Telefon da, baldız baldan tatlıdır diyordu baldız,
Acıyı çok kaçırmış belli ki,
Dedim; çocuk dolu sokaklara çık,
kendini gözetle perdelerin ardından,
bir kere de eteğini başın ile ört,
Göreyim o elmas gibi parlayan namus nakışlarını
ama acı,ama,tatlı
sözlerim ki,ölüm-kalım vermiş savaşlardan kalma,
ben bir bardak su için ölürüm,
ki zaten ölürüm,
ben,böyleyim;kendi tenimden beslenirim,
soğuktur benim terim,
ben,hep karanlıkta yol alırım,
hem sen nerede gördün? ayın kendi ışığını gördüğünü…

***

Öyle bir yerdeyim ki;
neresinden çeksem de ipe-sapa gelse yalnızlığım,
kirpiklerimde soluklanıyor bakışlarım,
Kader olamaz bu prangayı vuran,
bu bir kaçış ise umuda,
bu kara giysileri çıkarmalıyım yollardan,
ne varsa atmalıyım üzerinden dağların,
soyunsun,soyunmalı her şey!
görelim kim ak,kim kara
ama oyuncak bebeklere dokunmayalım!
ne de olsa cânsız onlar
onların kalbi onlarla düş edinenindir,
insan düşünerek bile tecavüz edebilir,
fikrini gusl ettirmeli bir dünya insanın,
sahte ölüm yok ama,sahte hayatlar var
o’nu iyi biliyorum,
örs’üme kanayıp,
demir dövmek geliyor içimden,
ve sonra üzerime karanfil atasım,
sonra dedim ki;her şeyin bir şekli var
Soğuk sıcakta titrer,sıcak soğukta,
ne de olsa bir gören var,bir bilen
derdim de haklıdır tasam da,
Karanlık, aydınlık
Aydınlık belki karanlıktır
ne de olsa bir gören var,bir bilen…

Kadirhan TÜRKOĞLU

 

 

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.